Bir Hayat Mahcup ve Duru.

-geçen akşam genç bir adam bana şöyle dedi (pek hoş ve ruhani bir tavırla oturmuştu)
''kanalizasyonların hepsini tıkayacağım bu şehir boklar içinde yüzecek''
http://www.facebook.com/ahmedmusabsubasi
https://twitter.com/#!/Ahmed_Musab
betulizgoer:

oysa eğik bir omzun meyvesi yoktur.karıncaları yoktur tırtılları.güneş bile kayar gider eğik bir omuzdan.sen de git.ateş etmeyecğm arkandan.avımla arkadaş olamam, kaybol gözden. üçe kadar sayıyorum. azığın değilim.

betulizgoer:

oysa eğik bir omzun meyvesi yoktur.karıncaları yoktur tırtılları.güneş bile kayar gider eğik bir omuzdan.sen de git.ateş etmeyecğm arkandan.avımla arkadaş olamam, kaybol gözden. üçe kadar sayıyorum. azığın değilim.

ömer hayyam ve rubaileri…

«Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?
Birkaç yıl daha katlan, dedi.
Nedir; dedim bu yaşamak?
Bir düş, dedi; birkaç görüntü.
Evi barkı olmak nedir? dedim;
Biraz keyfetmek için
Yıllar yılı dert çekmek, dedi.
Benim bu deli gönlüm, dedim;
Ne zaman akıllanacak?
Biraz daha kulağı burkulunca, dedi.»

-müzikle yaşayan birinin ruhunu yakacak kadar güçlü bir şarkı.ne varsa doğuda var…

Öncelikle ve daima felsefe. Sonra sanat. Ama hüzünle… ışığın ve renklerin dünyasından hareketle…. duyuların ve duyguların…

Ne ki eninde sonunda kavramlara… kuram’a… akl’ın o sevimsiz melekûtuna…

Toplanmak için dağılacağız. Yaklaşmak için uzaklaşacağız.

İzini bulamayacağımızı bildiğimiz o sevgilinin uğruna… Kim bilir belki de bulmayı istemediğimiz, hani o karşılaşmaktan, hatta gözlerine bakmaktan bile çekindiğimiz ahu’nun…

Neşe yasaklanmış bize!

İsteksizce tavaf edeceğiz bu yüzden etrafında. Kanayan yüreğimizle.

Sadece nefesini duymak için.

İnsanın nefesini.

Duyarsak ayaklarının dibine düşeceğiz. Hâlsizce.

Secde edeceğiz.

İnsana.

Bağışlanma hakkımızı kullanmaktan vazgeçeceğiz.

Ölüm orucu tutuyoruz diyeceğiz bakan gözlerinin nûr-ı siyahına bakmayı bile beceremeyen gözlerimizle…

Burak’ın üstünden inecek ve vuslatı reddedeceğiz.

Şiddetle.

Firaktan haz mı alınır? Rahm etmedin, aldırdın.

Bizi hicrana sen müptelâ eyledin ey sevgili,

Ünsiyete hasretiz,

diyeceğiz.

İnsana.

Naz edeceğiz bu sefer inad edeceğiz.

Duymazlıktan geleceğiz cebrinin sesini.

Ayağının dibinden kalkmayacağız.

Eşikteyken uykuya dalacağız.

Dersleri uykudayken yapacağız

-dücane cündioğlu

‘ya iyi de çok hüzünlü söylemişler’
-çerkes olup da hüzünlü olmayan mı var.

Sana durlanmış kelimeler getireceğim
pörsümüş bir dünyayı kahreden kelimeler
kelimeler, bazısı tüyden bazısı demir
seni çünkü dik tutacak bilirim
kabzenin, çekicin ve divitin
tutulduğu yerden parlayan şiir.

Zorlu bir kış geçirdim, seninki gibi neftî
acıktım, bitlendim, bir yerlerim sancıdı
sökmedi ama hoyrat kuralları faşizmin
çünkü kalbim aşktan çatlayıp yarılırdı.
Her sabah çarpışarak çekilirdi karanlık alnacımdan
acılar bile duymadım kof yürekler önünde
beynim her sabah devrimcinin beyniydi
ayaklarım donukladı gelgelelim
sağlığın yerinde mi?

Yaraların kabuğu kolayca kaldırılıyor
halkın doğurgan dünyasına dalmakla
onların güneşe çarpan sesini anlamayan
dört duvarın, tel örgünün, meşhur yasakların sahipleri
seyir bile edemezken içimizdeki şenliği
yılgı yanımıza yanaşmazken
bizi kıvıl kıvıl bekliyorken hayat
yıkılmak elinde mi?
Boşuna mı sokuldu bankalara
petrol borularına kundak
kurşun işçinin böğrünü boşuna mı örseledi
varsın zındanların uğultusu vursun kulaklarımıza
yaşamak
bizimçün dokunaklı bir şarkı değil ki.
Bu yürek gökle barışkın yaşamaya alışmış bir kere
ve inatla çevrilmiş toprağın çılgarına
yazık ki uzaktır kuşları, sokaklarıyla bizim olan şehir
ama ancak laneti hırsla tırpanlayamamak koyuyor insana
öpüşler, yatağa birden yuvarlanışlar
sevgiyle hatırlansa bile hatta.

Köpüren, köpürtücü bir hayatın nadasıdır kardeşim
bütün devrimcilerin çektikleri
biliriz dünyadaki yorgunluk habire mızraklanır
dağlarda gürbüz bir ölümdür bizim arkadaşlarınki
pusmuş bir şahanız şimdilik, ne kadar şahan olsak
ama budandıkça fışkıranda bizleriz
ölüyoruz, demek ki yaşanılacak…

İsmet Özel




73 yılında sigarayı bıraktım.76 yılına kadar sürdü bu…
arazime ev inşa etmeye başladım.kaçak olan arka bahçesini de araziye kattım.temeli atılan binayı yıkan belediyenin ardından sene 78’i gösteriyordu.
‘sigaraya yeniden başladım’
90 senesine kadar sürdü bu…
abimi hastaneye kaldırdılar astım mı neymiş.sigarayı bırakmalısın diyor doktor yoksa öleceksin.
abim ayağa kalktı ‘sen niye bırakmıyorsun’ dedi.gözlerindeki incecik göz yaşı tanelerini görebiliyordum.elime aldığım samsun peketini çöpe attım.
2000 yılığına kadar sürdü sigarayı bırakmam.abimi hasekiye kaldırdılar meğer kansermiş önce sağ ayağı sonra ötekini kaybediyordu.kanser olan adama astım teşhisi koymuşlardı.annem ağlıyordu ve ben sigarayı tekrardan ağzıma götürdüm.abimi kaybedeli 8 yıl geçmişti.hastaneye bu sefer beni kaldırdılar.aynı şeyleri söyledi doktor ‘sigarayı bırakmassan…’

(bedonun kahvesinde 80 yaşındaki ilhami dedenin hikayesi)


aynı ritimle sesimi yükseltiyorum
haftanın tam ortasında yapıyorum bunu
güzel şarkı güzel etki yapıyor
bunu ritim ile sesim arasındaki bağlantıya bırakıyorum.

bizlerin bir kötülük yapması beklenebilir
buna zorlanıyoruz veya bekleniyoruz
veya dedim bir bağlam söz konusu
boğazımızdan geçmeyen lokmaların kalıntısıdır şimdi
bir bakınız bekleniyoruz duygusunu
bir bakınız zorlanıyoruz
çoğulculuk yapıyoruz kötülüğe…

Varlığından söz etmek için yerine aldı
beklenenlerin aksine yoğurdun ekşi tarafını yemeye koyuldu
Ucu olmayan bir yol
düşüncesinin belirlendiği bir çıkış
annesinin koyuvermesi gibi birşeydi
Falakadan kurtulan bir marabanın öküz yerine geçmesi
danasının kuyruğundan koparılan kırıntıları
ağzından ‘please’ fırlayacakmış gibi çobanın gürültüsüydü.
İki kaşın arasında duran kol bacak her ne varsa
vücudunun unuttuğu yerleri saymassak;
yakamozu görmesi tek tesellisi idi.


-israil tarihinin özeti olan şarkı. şarkıda geçen baba kelimesi tanrıyı, 2 paraya alınan kuzu da israil’in şu anki bulunduğu toprakları ifade etmektedir. kuzuya saldıranlar (düzenbaz kedi, köpek, sopa, ateş, su, öküz, kasap ve ölüm meleği) ise israil’i şimdiye kadar işgal etmiş ülkeleri simgeler. bunlardan en sonuncusu olan ölüm meleğinin osmanlı olduğu söylenir. en son kısımda geçen “bu yıl, benim değişen. eskiden uysal bir kuzuydum, sonra bir kaplan oldum ve vahşi bir kurt.” sözleri ise israil’in şu anki politikasını anlatmaktadır. yani şarkı, kuzuyla ifade edilen topraklarda kendilerine yapılanın aynısını bölgedeki yahudi olmayan halka yapan israil hükümetini eleştiriyor. “zalimin mazlum ile, celladın kurban ile dönüp durduğu bu dehşet çemberi bunca delilik ne kadar daha sürecek böyle? ve her şey yeniden başlıyor işte…”